DOĞU TÜRKİSTAN’ DA ÇİN ZULMÜ

3 yıl önce

Müslümânların kanayan yarası Doğu Türkistan’ın durumundan kamuoyu maalesef habersizdir.

Çin hükümeti, Doğu Türkistan’ın kaynaklarını sömürmekte, Müslümân Türk halkını ise fakirliğe ve açlığa mahkum etmektedir. Ekonomik baskı, Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı soykırımın çok önemli bir parçasıdır. Bugün Doğu Türkistan halkının büyük kısmı fakirlik içerisinde yaşamakta, %80’inden fazlası da açlık sınırının altında hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadır.

AMELİ KORUMA GAYRETİ

11 ay önce

Abdülaziz b. Ebî Revâd (r.ah.) der ki: “Benim ulaştığım salih kişiler, hayırlı amelleri işlemek için büyük bir gayret gösterirlerdi. Ameli işledikten sonra da, amelin kabul edilip edilmediğini düşünerek korkarlardı!”

“O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratmıştır âyet-i kerimesini Fudayl b. lyâz (r.a.) şöyle açıklar: “Yani kimin daha ihlâslı ve kimin dosdoğru yaptığını sınamak için...” Bunun nasıl olacağını kendisine soranlara şöyle der: “Bir amelde ihlâs bulunur fakat amel ilme göre doğru olmaz ise kabul edilmez.”

NASILSANIZ ÖYLE İDARE EDİLİRSİNİZ

11 ay önce

Selefi Sâlihinin (r.a.e.) ahlâkından biri de idarecilerin zulümlerine çok sabır göstermeleri, günahlarının, uğradıkları zulümlerin çok daha fazlasını hak ettirdiğini düşünmeleridir.

Sâlih el-Murrî (r.a.) şöyle diyordu: «İçleri, dışlarıyla örtüşmeyen insanların çeşitli âfet ve belâlara maruz kalmaları yadırganmamalıdır.»

İmâm Ebû Hanife (r.a.) şöyle diyordu: «Zalim bir sultan başına tebelleş olup bu yüzden dininde gedik açıldığında, açılan gediği kendin ve onun için çok istiğfar ederek onar.»

BEŞ VAKİT NAMAZIN KARŞILIĞI

11 ay önce

Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem Efendimiz, buyurmuşlardır ki: “Nâs (insânlar), beş ukûbât (azâblar), sıkıntı karşısında olacaklardır.”

“Onlar nedir, yâ Resûlullâh?” denildiğinde, buyurdular ki:

“Evvelkisi: Mevt ve sekerât-ı mevttir. (Ölüm ve ölümdeki can çekişme baygınlığı),

İkincisi: Kabir ve kabir zulmetidir. (Kabir karanlığıdır),

Üçüncüsü: Münker ve Nekir suâlidir,

Dördüncüsü: Seyyiât ve hasenâtın veznidir (günâh ve sevabların tartılmasıdır),

BÜYÜK KÂŞİF VE HARİTA UZMANI PİRİ REİS

11 ay önce

Karamanlı Hacı Ali Mehmet Efendi’nin oğlu olup 1470 civarında Gelibolu’da doğdu. Tanınmış denizci Kemal reisin yeğeni olması onun küçük yaşından itibaren denizlerde büyümesine ve denizcilikle ilgili bilgileri öğrenmesine vesile oldu. Kemal Reis, Gelibolu yakınlarında gemisi batıp Piri Reis bir müddet denizlerden uzak kaldı. Denizlerden uzak geçirdiği birkaç yılda da kitap ve haritalarla uğraştı. Gazaya alışkın ve deniz tutkunu olan Piri Reis deryalardan fazla uzak kalmayıp Oruç Reis’in emrine girdi. Ve yıllarca kılıç salladı.

CEBRÂİL (A.S.)’IN DEVAMLI TAVSİYE ETTİĞİ BEŞ ŞEY

11 ay önce

Hz. Ömer İbnü’l-Hattâb (r.a.) derler ki: “Yemekten sonra misvâk kullanmak, iki hizmetçi kullanmaktan iyidir.”

Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in şöyle buyurdukları rivâyet olundu:

“Cebrâîl, bana devâmlı olarak komşuyu tavsiye etti, öyle ki komşu, komşunun mîrâscısı olacak zannettim.

Bana devâmlı köleleri tavsiye etti, öyle ki onların âzâd edilmeleri için bir vakit ta’yîn edilecek zannettim.

Bana devâmlı misvâk kullanmağı tavsiye etti, öyle ki misvâk kullanmaktan diş etleri aşınıp gidecek zannettim.

HAZRETİ ÎSÂ (A.S.)’IN YERYÜZÜNE İNİŞİ

11 ay önce

Kıyâmetin büyük alâmetlerinden biri de Hz. Îsâ’nın inişidir. Bu iniş Allâhü Te‘âlâ’nın melekûtunda herhangi bir yerden yapılacaktır. Yeryüzünde belirli bir süre kalacak, İslâm akîdesinin, bütün peygamberlerin davet ettiklerini ve kendisi için gönderildiği temel prensipleri ilan edip yürürlüğe koyacak, kendisinden önceki bütün şeriatları nesheden Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin beraberinde getirdiği İslâm Şeriatini infaz edecektir. O, Allâh (c.c.) tarafından yeni bir vahiy ile desteklenmeyecektir. Bundan da anlaşılıyor ki, Hz.

VELİ OLMANIN ALÂMETLERİ

11 ay önce

Allâh’ın veli kullarının ahlâkları on şeydir: Kalbin selâmette olması, malda cömert olmak, dilde sâdık olmak, nefs (kişilikte) mütevâzî olmak, şiddet (belâ ve musîbet)te sabır, halvet (yalnızlıkta) ağlamak, halka nasihat (halkın iyiliğini istemek), mü’minlere merhamet etmek, eşyadâ tefekkür etmek, herşeyden ibret almaktır.

NEBİ (S.A.V) SEVMEKTE SAHÂBEDEN ÖRNEKLER

11 ay önce

Sahibü’l-Bab, şöyle yazmıştır: Uhud Gazâsı’nda Hz. Peygamber (s.a.v.) cenkte düştü diye Medine’nin içinde yalan haberler yayıldı. Halk arasında öyle bir şayia yayıldı ki, bağırıp çağırmalar, ağlama ve sızlamaları göklere vardı. O anda Ensâr hatunlarından biri şehirden çıkıp savaş yerine gitti. Oraya vardığında kardeşinin, oğlunun ve kocasıyla atasının dördü birden şehid olduklarını gördü. Fakat onlarla ilgilenmedi ve: “Resûlullah (s.a.v.) nasıl oldu nerededir?” diye sordu.”İleridedir”, dediler.

TAKVÂNIN FAZÎLETİNE DAİR HADİSLER

12 ay önce

Ebû Îsâ Tirmizî’nin (r.a.) Sahihinde, Ebû Abdurrahman bin Muâz-i Cebel ve Ebû Zer’in (r.a.) Resûlullah’tan (s.a.v.) bildirdikleri hadîs-i şerifte: «Nerede olursan, Allâhu Teâlâ’dan kork, takva üzere ol, takva üzere olmayı kendine şiar (âdet) edin, çünkü takva bütün makamları kendinde toplamıştır. Her kötülüğün ardından bir iyilik yap ki, o günâhı yok etsin», yani her günahtan sonra tevbe et ki, günahın mağfiret olunsun buyuruldu.

HZ. MEVLANA CELALEDDÎN-İ RÛMÎ (K.S.)

12 ay önce

6 Rebîülevvel 604 (30 Eylül 1207) târihinde Belh’te dünyayı teşrîf ettiler. Muhterem babaları Mevlânâ Bahâüddîn Veled Hazretleri’nin kendi elleriyle yazdıkları bir vesîkaya göre Mevlânâ Celâleddîn Muhammed Belhî (k.s.) Belh’te altı yaşlarındayken bir cum’a günü komşu çocuklarıyla evlerinin damı üstünde koşuyorlarken çocuklardan biri, diğerine: “Gel, bu damdan şu dama atlayalım.” demiş. Bunu duyan Mevlânâ Celâleddîn Muhammed: “-Böyle şeyler, kediler ile köpeklerin işidir. Bunlarla uğraşanlara yazıklar olsun. Eğer gücünüz yetiyorsa gelin göğe doğru uçalım.” deyip gözden kaybolmuşlar.

SÖZ TAŞIMAK FİTNE DOĞURUR

12 ay önce

Nemîme, bir kimsenin saklı bir şeyini, istemediği bir kimseye ulaştırmak; yâhud bu şahsın bu gizli, saklı şeyinin kendisine getirilmesidir. Velhâsıl, insanlarda gördüklerini söylememelisin! Ancak onu anlatmakta bir müslümana dînî bakımdan bir yarar, yâhud bir günâh işlemekten alıkoymak gibi şeyler varsa, anlatabilir.

Bir hadîs-i şerîfde: «Nemmamlık -koğuculuk- yapan Cennete girmez» buyuruldu.

ÖNCEKİ TÜCCARLARIN ÖRNEK DAVRANIŞLARI

1 yıl önce

Selef-i salihin döneminde yaşayan çarşı-pazar esnafı ve tüccarın şöyle bir adeti vardı: Bunlardan satış yapanların hesap için iki defteri olurdu. Bu defterlerden birine borçlu olanların isimleri yazılmazdı. Bu defter sadece herkesin tanımadığı zayıf ve yoksul kimselere tahsis edilirdi. Zayıf ve yoksul durumda olan biri çarşıda bir yiyecek görür canı çeker veya ona ihtiyacı olur, ancak onu para vererek alacak imkanı bulunmazdı. Bu durumda satıcıya gelir: “Bir iki kilo şuna, iki üç kilo şuna ihtiyacım var; fakat ücretini ödeyecek param yok!” derdi.

ŞEHİDLERİN EFENDİSİ HZ. HAMZA (R.A.)

1 yıl önce

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in amcasıdır. İlk Müslümanlardandır.

Hz. Hamza (r.a.)’ın müslüman olması ile müslümanlar, kuvvet buldu. Müşriklerin, Müslümanlara karşı davranışları değişti. Çünkü, bütün Mekkeliler biliyordu ki, Hamza (r.a.), cengâver, cesûr, mert, pehlivan ve kahramandır. Bunun için, Kureyş müşrikleri artık Müslümanlara, hiçbir sebep yokken fenâ muâmele yapamadılar. Bilhassa Hz. Hamza (r.a.)’ın kılıcının şiddetinden çekindiler.

KARIŞIK YEMENİN ZARARLARI

1 yıl önce

Peygamberimiz (s.a.v.) süt ile balığı, ekşiyi, yumurtayı ve eti asla birlikte yemezdi. Tabiatımıza uymayan veya birbirine uygun olmayıp, hazmı için ayrı enzimler gerektiren yemekler karıştığında hazmolamadan çürür. Mesela, karbonhidratlar ile proteinler, süt ürünleri ile balık, karışık et birbirlerine zıttır. Çünkü bunların parçalanabilmesi için ihtiyaç duyulan enzimler birbirine zıttır. Enzimler birbirini yok ettiği için yenen yemek hazmolmadan çürümeye başlar.

SÜNNETİ ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMEK

1 yıl önce

Makdisî (r.a.) Ebû’d-Derda (r.a.)’den nakleder. Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki: “Sünnetin yok olmasından korkarak, sabah akşam sünneti öğrenmeğe giden kişi, sabah akşam Allâh yolunda cihad eden kişi gibidir. Kim ilmi gizlerse Kıyâmet gününde, Allâh (c.c.) onun ağzına ateşten bir gem vurmuş olarak yaratacaktır.” (Makdisi)

KARŞILIKSIZ ALLAH (C.C.) SEVGİSİ

1 yıl önce

Ebû Süleyman ed-Dârânî şöyle demiştir: ‘Allah’ın birtakım kulları vardır. Ne ateşin korkusu ve ne de cennetin ümidi onları Allah’tan meşgul etmez. O halde, dünya onları Allah’tan nasıl meşgul edebilir?’

Mâruf-u Kerhî’ye, ihvanından biri sordu:

  • Ey Ebû Mahfuz! Bana söyler misin, seni halktan ayırıp ibâdete daldıran nedir?

Mâruf-u Kerhî sustu. Sonra suali soran dedi ki:

  • Ölümün hatırlanması mıdır?

  • Ölüm de ne imiş!

  • Kabir ve berzahın hatırlanması mıdır?

  • Kabir de ne imiş!

HAYIRDA ÇIĞIR AÇMAK

1 yıl önce

Allâhu Te‘âlânın, “Şükrederseniz, nimetimi artırırım” (İbrahim s.7) emrindeki şükür, bilindiği gibi, «Yâ Rabbi şükrederim.» demek değildir. Belki Allah’ın (c.c.) kendisine lütfettiği nimetlerin hepsini yaratılış maksadına uygun olarak kullanıp sarf etmek manasınadır.

MTTB VE MUHTEREM ÖMER ÖZTÜRK

1 yıl önce

4 Aralık 1916 yılında Darlu’l Fünûn öğrencilerinin kendi aralarında kurdukları bir öğrenci derneği-teşkilatı olan Millî Türk Talebe Birliği, kuruluş gayesine yönelik faaliyetleri 1971 yılına kadar aralıklarla devam ettirmeğe çalışmış, bu tarihe kadar belli mihrakların kontrol ve desteğindeki faaliyetleri ile ön plana çıkmıştır.

HANGİ HAYIR DAHA FAZÎLETLİDİR ?

1 yıl önce

Sadıkların özet olarak ifade ettikleri ve sonra da üzerinde görüş ayrılığına düştükleri bir konu var. Onlar: “Farz olan zekattan mı yoksa nâfile sadakalardan mı almak daha fazîletlidir?” konusunda farklı görüşlere sahiptirler. Bazılarına göre farz olan zekattan almak gerekir. Bunlar nâfile sadakaları kabul etmezler; çünkü farz olan zekattan, Allâhu Teâla’nın izni ve taksimi ile alınmış olur. Zekâtı vermek farz kılındığı gibi, aynı zamanda farz olan zekatı almak Allâhu Teâla tarafından fakirlere yüklenmiş bir vecibedir.

Sayfalar