HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN KORUYUCU HEKİMLİK UYGULAMASI

20 Aralık 2017 - 3:00am

İbn-i Sînâ demiştir ki: “Bütün ilm-i tıbbı iki beyitte cem’ ettim:

Yediğin zaman az ye, bir defa yedikten sonra üzerine yemekten sakın. Şifâ, yediğini hazmedebilmektedir. Bir mide için yemek üzerine yemek sokmakdan daha zor gelen bir şey yokdur.”

Hikâye olunduğuna göre Mısır Meliki Mukavkıs’ın hâzık (işinin ehli) bir tabîbi vardı. Tabîbini Hazret-i Mustafâ (s.a.v.)’e hizmet etmek üzere Arab diyarına gönderdi. Adam, Arab diyarında bir sene kadar zaman geçirdi. Kendisine görünmeye gelen olmadı. Kimse gelip de kendisinden tedavi sormadı. Tabib Hazret-i Peygamberin (s.a.v.) huzuruna çıktı ve durumunu arzetti:

  • Beni Senin ve Ashabının gerektiğinde tedavileriniz için gönderdiler, bu kadar müddet memleketinizde kaldım, kimse gelip muayene olmadı, benim de kimseye bir faydam dokunmadı, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

  • “Benim Ashabımın âdetleri şu şekildedir ki, iyice iştihaları olmadan yemek yemezler, daha yemeğe iş- tahları var iken sofradan kalkarlar, yani doymadan kalkarlar.” Bunun üzerine hekim:

  • İşte bu sıhhatli bulunmanın esasıdır. Burası da benim yerim değilmiş, dedi ve memleketine döndü.

Ali b. Ebî Tâlib (r.a.), Resûlullah (s.a.v.)’den naklen şöyle anlattı: “Balda bereket vardır. Onda ağrılara şifa vardır. Yetmiş peygamber, onunla tedavi etmiştir.”

Câbir b. Abdulluh (r.a.), Resûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivâyet etti: “Sürmeye devam ediniz, o kıl bitirir; gözleri keskinleştirir.” Bir başka rivâyette hadîsin devamı: “Gözü cilalandırır.” şeklindedir.

(Ebû’l-Leys Semerkandî, Bostanü’l Arifîn, s.804. Hz. Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu (k.s.), Musahabe 4, s.100)