PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)

NEBİ (S.A.V.)’İN SON HUTBESİ

3 yıl önce

Hz. Peygamber (s.a.v.) hastalığı sırasında “Üzerime su dökünüz” dedi. Sonra çıkarak Allâh’a hamd ve sena ettikten sonra Uhud şehidlerinden bahsetti ve onlara Allâh’tan mağfiret diledi ve duâ etti. Sonra “Ey muhacirler! Siz durmadan artıyorsunuz. Ensar ise olduğu gibi kalmaktadır. Kesinlikle ensar benim sığındığım dostlarım ve sırdaşlarımdır. Onların iyilerine ikrâmda bulununuz ve kötülerinin de kusurlarına göz yumun” dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sözlerinin ne anlama geldiğini anlayan Hz. Ebûbekir (r.a.) ağladı

NEBİ (S.A.V.)’İN ŞEREFİNE BU ÜMMETE VERİLENLER

4 yıl önce

Ebû Zerr (r.a.) anlatır: “Bir gece çıktım, baktım ki Resûlullâh (s.a.v.) tek başına yürüyor. Yanında herhangi bir insan yoktur. Kendi kendime “Herhalde Hz. Peygamber (s.a.v.) herhangi bir insanın kendisiyle yürümesini istemiyor. O halde ben de onun arkasından yürüyeyim!” dedim ve böylece ayın ışığında onun arkasından yürümeye başladım.

NEBİ (S.A.V.)’İ VESİLE KILMAK (TEVESSÜL)

4 yıl önce

Tevessül, bir sebeptir, tesir eden değildir. Müessir yani tesiri yaratan, tek olan ve ortağı bulunmayan Allâh’tır. Allâh yiyecek ve içeceği de, doymak ve suya kanmak için sebeb kılmıştır. Bunların bir tesiri yoktur. Hakîkî müessir, Allâhü Te‘âlâ’dır.

Bazen istekte bulunulan kimse, vesîle kılınandan üstün olur. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz vâsıtası ile Allâh’tan istekte bulunulması gibi. Allâh’a yaptığı duâda “Resûlullâh (s.a.v.) vasıtası ile senden diliyorum” derse, bunun câiz olduğunda tereddüt yoktur.

NEBİ (S.A.V.)’E ÎMÂNIN KABİRDEKİ FAYDASI

4 yıl önce

Enes bin Mâlik’in (r.a.) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Resûl-i ekrem (s.a.v.); “Meyyit mezara konup, mezar başındakiler dağılırken onların ayak seslerini işitir. Sonra yanına yüzleri siyah ve gök gözlü iki melek gelir. Birine Nekîr, diğerine Münker denir. Meyyite; ‘Muhammed (s.a.v.) hakkında ne dersin?’ dediklerinde, eğer mü’min ise, bu iki meleğin suallerine cevap olarak; ‘Muhammed (s.a.v.), Allâhü Teâlâ’nın kulu ve Resûlüdür. Eşhedü en lâ ilahe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh’ der. Bu iki melek; ‘Biz elbette biliyoruz ki, sen dünyâda da böyle derdin’ derler.

NEBÎ (S.A.V.) EFENDİMİZ İNSANLARIN EN GÜLER YÜZLÜSÜYDÜ

4 yıl önce

Kays’dan rivâyet edildiğine göre, demiştir ki: Cerîr’in şöyle dediğini işittim: Ben Müslümân olalı beri, Resûlullâh (s.a.v.), beni her gördükçe, yüzüme karşı tebessüm buyurmuşlardır. (Buhârî)

Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, demiştir ki: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Gülmeyi azalt; çünkü çok gülmek kalbi Öldürür. (Tirmîzi)

NEBÎ (S.A.V.)’E TÂBÎ OLMANIN ŞARTLARI

4 yıl önce

Nebi (s.a.v.) Efendimiz’e tâbî olmak için Sünnet-i Seniyyesini iyi bilmek gerekir. Resûlullâh (s.a.v.)’in Sünnet-i Seniyyesini de muhakkikiyn ûlemadan, müctehid ûlemadan öğrenmek gerekir.

İmâm-ı Âzam Ebû Hanife (r.a.) hazretleri, Nebi (s.a.v.) Efendimiz’i gerçekten seven bir mü’minde şu vasıfların olması gerektiğini söylemiştir:

NEBİ (S.A.V.)’İN SABRI

4 yıl önce

Ebû Said el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatıyor: “Resûlullâh (s.a.v.)’in huzûruna girdim; sıtmaya yakalanmıştı. Üzerinde bir kadife vardı. Elimi kadifenin üzerine koyarak “Ey Allâh’ın Resûlü (s.a.v.)! Sıtman amma da korkunçmuş!” dedim. Peygamber (s.a.v.) “Biz böyleyizdir. Bizim belamız çok şiddetli, ecrimiz de katmerli olur” buyurdu. Sonra “Musibeti en zor olanlar kimlerdir?” diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.v.) “Peygamberlerdir” buyurdu. “Peygamberlerden sonra kimdir?” diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.v.) “Âlimlerdir!” dedi. “Âlimlerden sonra kimdir?” diye sordum.

NEBÎ (S.A.V.)’E MAHSÛS OLAN FÂZİLET VE MÛCİZELERDEN BAZILARI

4 yıl önce
  1. Cenâb-ı Hakk, Hz. Peygamber (s.a.v.) hakkında bütün peygamberlerden mîsak (ahd) almıştır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmuştur:

“Allâh geçmiş peygamberlerinden and olsun ki, size kitab ve hikmet verdim. Sonra da size yanınızdaki o kitab ve hikmeti tasdîk eden bir Peygamber gelmiştir (gelecektir). Ona kat’iyyen îman ve ona her hâlde yardım edeceksiniz diye.” (Al-i İmran s. 81)

NEBİ (S.A.V.)’İN DİLİNDEN DUÂLAR

4 yıl önce

Mescidden Girerken Okunacak Duâ Fâtımâ bintü’l-Hüseyin b. Alî, büyük annesi Fâtımâtü’l-Kübrâ (r.a.)’den naklen anlatıyor: Resûlullâh (s.a.v.) mescide girdiği zaman salât okur sonra:

Rabbi’ğfirlî zünûbî ve’ftahlî ebvâbe rahmetike. “Rabbim günâhımı affet, rahmet kapılarını aç” derdi.

Mescidden Çıkarken Okunacak Duâ Çıkarken de yine Hz. Muhammed (s.a.v.)’e salât okur sonra da

Rabbi’ğfirlî zünûbî ve’ftahlî ebvâbe fadlike. “Rabbim günahımı affet, lûtuf kapılarını benim için aç” derdi. (Tirmizî, Salât 234)

Sayfalar