SELEF-İ SALİHÎN’İN NAMAZI

1 yıl önce

İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe (r.a.), her gece üç yüz rek’at namaz kılardı. Bir gün yoldan geçerken bir kadın: “Bu kişi, her gece beş yüz rek’at namaz kılıyor.” dedi. Ebû Hanîfe (r.a.) de kadın yalan söylemiş olmasın diye her gece beş yüz rek’at namaz kılmaya başladı. Bir zaman sonra yine yoldan geçerken bir çocuk, İmâm-ı A’zam (r.a.)’a: “Bu kişi, her gece bin (1000) rek’at namaz kılıyor.” dedi. İmâm-ı A’zam (r.a.) de her gece bin rek’at namaz kılmağa başladı. Bir talebesi de İmâm-ı A’zam (r.a.)’e: “Halk, senin için geceleri uyumaz derler.” dedi.

HZ.YAHYA (A.S.)’IN ŞEHİT EDİLİŞİ

1 yıl önce

Hazreti Yahya İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerdendir. Zekeriyya (a.s)’ın oğludur. Yahya (a.s)’ın doğumu ile Îsâ (a.s)’ın doğumu aynı seneye rastlamaktadır. Dâvud (a.s)’ın neslinden olup, hazreti Meryem’in teyzesinin oğluydu. Tevrat’ın hükümlerini küçük yaşta öğrenmiş olan Yahya (a.s), bazen Beyt-ül-Makdis’te, bazen de tenha ve ıssız yerlerde Allâhu Teâlâ’ya ibâdet ve taatla meşgul olurdu. Yahya (a.s) rüşt, olgunluk çağına ulaştığı zaman, kendisine, Allâhu Teâlâ tarafından peygamberlik emri bildirildi.

YAHUDİ VE HRİSTİYANLARIN İSLAM’A GİRMELERİ NASIL MÜMKÜN OLUR?

1 yıl önce

Kur’ân-ı Kerîm’de, ehl-i kitabın kâfir olduğunu bildiren âyet-i kerîmelerden bazıları şöyledir: “Ehl-i kitap ve müş- riklerden olan İslâm’ı kabul etmeyen münkirler, ebedî olarak ateşe girerler. İşte onlar, halkın en şerlileridir.” (Beyyine s. 6)

“Yahudiler ve Hıristiyanlar Müslümanlara: Yahudi ya da Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki (onlara): Bilakis biz, hanîf olarak (dosdoğru) yaşamış olan İbrâhim’in dînine uyarız. O, müşriklerden değildi.” (Bakara s. 135)

GAZAP ŞEYTANDANDIR

1 yıl önce

Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki: «Gazap îmânı ifsâd eder, acı ve keskin ilâcın balı bozduğu gibi.» (Taberani)

Gazapta dört büyük âfet vardır.

  • Küfre girip imansız gitmeye sebep olabilir. Bu durumda bütün ameli mahvolur.

  • Allah Teâlâ (c.c.)’nin gazâbına, helakına maruz kalma tehlikesi vardır.

  • Gazapla düşmanlık husule gelir ki, düşman kazanır serbest yaşayamaz, huzur ve rahatı kaçar.

  • Gazap ânında şahsının çirkinliği kötü hayvanâta benzer.

HADİSLER GÜNÜMÜZE NASIL ULAŞMIŞTIR?

1 yıl önce

Hicri ilk asırda hadîsler, yazılmaktan daha çok sözlü olarak ve ezberden rivâyet ediliyordu. Daha sonra çıkan fitne ve kargaşalıklarda bazı siyasi grupların kendi lehlerine hadîs uydurmaları, Asr-ı Saadet’in giderek zamanının daha çok geride kalması gibi sebepler, ashâb-ı kiramın öğrencileri olan tâbiîn hazeratının ve onlardan sonraki muhaddislerin hadîsleri toplamalarına ve bu konuda çok titiz davranmalarına yol açtı. Pekçoğu; bir iki hadîs almak için günlerce, haftalarca süren yolculuklara çıktılar.

KUR’ÂN OKUMANIN ZÂHİRÎ ADABI

1 yıl önce

Kur’ân okuyan abdestli olmalı, edebli ve sâkin bir şekilde durmalıdır. İster ayakta isterse oturarak kıbleye yönelmelidir. Başını önüne eğmeli, bağdaş kurarak veya yaslanarak oturmamalıdır. Aynı zamanda mütekebbir bir şekilde de oturmamalıdır. Hocasının huzurunda iken nasıl oturması gerekiyorsa, tek başına Kur’ân okurken de aynen o şekilde oturması uygundur. Kur’ân okumak için, en fazîletli ve uygun hâl, namazda ayakta iken ve camide okumaktır. Amellerin en fazîletlisi bu şekilde okumaktır.

MÜBAREK KADIN ÂSİYE HATUN

1 yıl önce

Firavun’un hanımı olan Asiye Hâtun kocasından gizli olarak îman etmiş ve bu imanını saklamaktaydı. Ancak, Firavun sonunda durumu öğrenince, ona işkence edilmesini emretmiş, çeşit çeşit işkencelerden geçirildikten sonra Firavun ona “İmanından dön” diye teklif etmiş, fakat Âsiye Hâtun dönmemişti. Bunun üzerine Firavun bir tomar kazık getirtmiş, bunlarla Asiye Hâtun’un vücudunun çeşitli yerlerine vurmuşlar sonra da Firavun ona bir daha “dininden dön” diye teklif etmiş, Âsiye Hâtun ona şöyle cevap vermişti:

NEBİ (S.A.V.)’İN ÖRNEKLİĞİ SINIRLANDIRILAMAZ

1 yıl önce

Kur’ân’da apaçık ifâdelerle Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Yüce Allah (c.c.) tarafından mü’minler için her yönüyle örnek alınması gereken bir insan olarak takdim edildiğini görmekteyiz. Konu ile ilgili âyetlerde, şu veya bu konuda diye, bir kayıt konulmamış olmasından, O’nun, insanlar için her hususta, her yönüyle, mutlak olarak örnek gösterildiği anlaşılmaktadır.

*“And olsun ki, Resûlullah’ta sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için en mükemmel bir örnek vardır.” (Ahzâb s. 21)

AİLE REİSİ VE BİR EŞ OLARAK HZ. PEYGAMBER (S.A.V.) VE ALÇAK GÖNÜLLÜLÜĞÜ

1 yıl önce

“Evinde ailesinin işine bakardı: Elbisesini bizzât kendisi yıkardı. Koyununu kendi sağardı. Elbisesini kendi yamardı, kendi pabuçlarını kendi dikerdi. Kendi hizmetini kendi görürdü. Evini kendi süpürürdü, deveyi bağlardı. Süt getiren deveyi kendi otlatırdı. Hizmetçi ile yemek yemekte sakınca görmezdi, onunla beraber hamur yoğururdu. Çarşıdan yiyeceğini kendi taşırdı.”

SİSTEMATİK SOYKIRIM VE DOĞU TÜRKİSTAN

1 yıl önce

Müslüman coğrafyalar içinde zulümlerin belki de en büyü- ğüne, en uzun sürenine ve en sistematik olanına maruz bırakılan bölgenin adı Doğu Türkistan’dır. Çin hapishâneleri ve çalışma kampları işkencenin yoğun olarak kullanıldığı yerlerdir. Uluslararası Af Örgütü’nün yayınladığı ve Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini konu alan 34 sayfalık raporda Doğu Türkistan’da tutuklu bulunan 17 yaşında bir gencin yakınları hapishânelerdeki koşullarla ilgili şunları anlatır: Hapishâne o kadar kalabalıktı ki, tutukluklar küçük bir hücrede 5-6 kişi tutuluyorlardı.

TESETTÜR CENAB-I HAKK’IN EMRİDİR

1 yıl önce

Yüce Allah bütün hanımlara tesettürü emretmiştir. Bu ise, ancak kadının tenini göstermeyecek elbiselerle olur. Şu kadar var ki, kadının kocası ile baş başa bulunma hali müstesnadır. O vakit dilediğini giyinebilir.

Rivâyette sabit olduğuna göre Peygamber (s.a.v.) bir gece uyanmış ve şöyle buyurmuştur: “Allah’ı tenzih ederim. Bu gece ne fitneler indi, bu gece ne hazineler açıldı! Kim şu odalarda yatan kadınları uyandıracak? Dünyada nice giyinik kadın vardır ki âhirette çıplak kalacaktır.” (Buhâri, I, 379)

KİŞİ ARKADAŞININ DİNİ ÜZEREDİR

1 yıl önce

Yüce Allah’ın salih kullarını, takva sahibi ilim adamlarını tanımak, onlarla dostluk kurmak, hayatta olanlarının kendilerini, irtihal etmiş olanların da kabirlerini ziyaret etmek de, Allah (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’i sevmenin alâmetlerindendir. Ehl-i sünnetin selef ve halef uleması bunda ittifak etmişlerdir. Ehl-i sünnete muhalif, başta Vehhabilerin iddiaları tamamen delil ve mesnetten yoksundur. Hatta Vehhabiler Kainatın Efendisi Resûlullah (s.a.v) Efendimizin mübarek kabri şeriflerini ziyaret etmeyi de şirk ve irtidat olarak kabul etmektedir.

BOTANİK ÂLİMİ İBN-İ BAYTAR

1 yıl önce

Endülüs’te yetişen büyük botanik alimi ve eczacıdır. Yirmili yaşlarından itibaren; Yunan, Rum ve İslâm alemindeki beldeleri dolaştı ve çeşitli otların hususiyetleri hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olan Müslüman ve gayr-i müslim bilginlerle görüştü. Gezip gördüğü yerlerdeki bitkileri yerlerinde inceledi. İncelediği bitkinin ayrıca yetiştidiği beldeyi ve toprağı, o bitkinin büyümesinde te’siri olan diğer durumları tetkik etti. Arapça’ya az çok yanlış olarak geçmiş olan bitki isimlerini düzeltti.

RESÛLULLAH (S.A.V.)’İ SEVMENİN ALAMETLERİ-2

1 yıl önce

Resûlullah (s.a.v.)’i sevmenin; alâmeti:

  • O’nu çok anmakla beraber, O’na çok ta’zim ve hürmet etmek, O’nu zikrederken, huşu, hudu içinde bulunmak, O’nun ismini işittiğinde içi sızlamaktır.

İshak et- Tücyibî şöyle diyor: Resûlullah (s.a.v.) âhirete irtihal etmesinden sonra ashabı onu andıklarında, huşu ve hudu içinde bulunur, vücutları titreyip ağlarlardı. Tâbiînlerden çoğunun hali de böyle idi. Bazısı bunu Resûlullah (s.a.v.)’i sevdiği kimisi de Resûlullah (s.a.v.)’den korktuğu ve O’na tâ’zim ettiği için yapardı.

MUHAMMED BEDEVÂNİ HAZRETLERİ

1 yıl önce

Hindistan’ın Bedevân şehrindendir. Doğum târihi bilinmemekte olup, 1135 (m. 1722) senesinde vefât etti. Türbesi Hindistan’ın Delhi şehrinin güney tarafındadır.

Muhammed Bedavani Hazretleri bir defasında helaya girerken, yanlışlıkla önce sağ ayağını içeri atmıştı. Bunun üzerine tasavvufdaki halleri bağlandı. Üç gün Allâhu Teâlâ’ya yalvarıp, tazarru ve niyazda bulunduktan sonra hâlleri tekrar açıldı.

ALLAH (C.C.) KISKANÇ OLMAYAN MÜ’MİNİ AYIPLAR

1 yıl önce

Kişinin, eşini ve akrabalarını kıskanması îmandan kaynaklanmaktadır. Bunun aksine, onların açık meşrepte olmalarına ve lâubalî bulunmalarına ses çıkarmamak ise düşük ve alçak bir vasıf olan münafıklık vasfından kaynaklanmaktadır.

“Eşini kıskanmak imandandır.” (Camiü’s-Sağir, 3/2804)

Abdullah b. Mes’ud’un (r.a.) şöyle dediği anlatılır: “Bir insan için, ayıpların en kötüsü, gayretli yâni, kıskanç olmamasıdır. Sizden biriniz, karısının veya anasının çarşıda insanlara sürtünerek geçmesinden utanmaz mısınız?”

ORUCUN MA‘NEVÎ MAKSADI

1 yıl önce

Herşeyden önce orucun ma‘nevî maksadı, takva, kalbin temizliği ve saflığıdır. Allâh (c.c.) buyuruyor: “Ey îman edenler! Oruç size farz oldu. Nasıl ki sizden evvelkilere de farz olunmuştu. (Tâ ki günahlardan) sakınasınız.” (Bakara s. 183)

Takva, kalbin öyle bir keyfiyetidir ki, bu keyfiyet hasıl olduktan sonra kalb günahlardan temizlenmiş, saf ve parlak bir hale gelmiş olur. Hayır işlemek için hazırlanır. İyilik tarafına büyük temayül gösterir. İşte oruçtan asıl maksad, insan kalbinde, böyle bir keyfiyeti husule getirmektir.

ESMA-ÜL HÜSNA’DAN ER-RAUF (C.C.)

1 yıl önce

Noksan sıfatlardan münezzeh olan Rabbim çok şefkatli, pek müşfik ve çok merhametlidir. Fakiri sorumlu tutmadığını zengine sorumlu kılan, yolcudan almadığını yolcu olmayandan alan, zayıf ve çaresizlerin halinden dolayı fazlaları onlara hafifleten Allah’ın (cc) merhameti engindir.

Er-Raûf, sözlükte şefkat duyan demek olup, son derece merhametli manasında “Re’fat” kökünden gelmektedir. Allah (cc)’den olan şefkat, kötülüğü gidermektir.

DİNDE OLMAYAN İBÂDET(!) ŞEKİLLERİ VE SAHTE ŞEYHLER HAKKINDA BİR FETVA

1 yıl önce

Kurtubî hazretleri, Tartûşî (r.h.) hazretlerinden nakleder: Kendisine soruldu:

Sual: -“Bir kavim (bir topluluk), bir yerde toplanıyorlar. Kur’ân-ı kerimden bir şeyler okuyorlar. Sonra da, onların söyleyeni kendilerine şiir (ilâhî, kasîde, naat ve benzeri) şeyler söylüyor. Raks ediyorlar. Coşuyorlar, Def çalıyorlar ve (yollarının büyüklerini) methediyorlar… (Ney ve kaval gibi aletleri üflüyorlar). Böyle bir toplulukla hazır olmak ve onlarla beraber olmak helal mi değil mi?”

HZ. ÖMER (R.A.)’İN PRENSİBİ

1 yıl önce

Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in vefatından sonra görevi üstlenen Hz. Ömer (r.a.) prensibini ve nasıl bir idare yolu tutacağını açıklayan bir konuşma yaptı. Hz. Ömer (r.a.) bu konuşmasında şöyle diyordu:

“Bana ulaşan bilgilere göre insanlar benim şiddetli oluşumdan ürkmüş, katı oluşumdan korkmuşlar ve şöyle söylüyorlarmış:Hz. Ömer ‘Allah’ın Rasûlü (s.a.v.) sağ iken bile şiddetli davranıyordu. Rasûlullah (s.a.v.)’in halifesi Ebû Bekir (r.a.) sağ iken de öyle idi. Şimdi idareyi eline geçirince nasıl davranacak?’ Ben böyle söyleyenlere derim ki:

RESÛLULLAH (S.A.V.)’İN SAÇLARINI AĞARTAN İSTİKÂMET AYETİ

1 yıl önce

İstikâmet; her şeyin kendisi ile kemâl bulduğu ve tamam olduğu (ahlâki ve dini) bir derecedir. Her nevi hayrın ortaya çıkması ve düzene konulması istikâmetin varlığı ile mümkündür. Hâlinde istikâmet üzere bulunmayanın gayreti boşa gider, cehdi zayi olur. Allah Teâlâ: «İpliği güzel bir şekilde eğirdikten sonra tekrar bozan kadın gibi olmayınız» (Nahl s. 92), buyurmuştur.

Nebî (s.a.v.) de “Allah Teâlâ’ya amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.” buyurmuşlardır.

ŞAPKA KANUNUNDAN İDAM EDİLEN BİR KADIN

1 yıl önce

Şapka Kanunu’nun mecliste görüşülmeye başladığı tarihlerde İstiklal mahkemeleri de tepkileri bastırmak için devreye girmiş, konuyla ilgili birçok ilde infaz kararı vermiştir.

Erzurum’da 24 Kasım 1925’de kurulan 23 darağacında bir de kadın vardır: Şalcı Şöhret Bacı.

Yetim çocuklarına bakmak için el işi şal örüp, çarşıda satan bir annedir o.

Devlet birden şapka giymeyi emredince halk protesto amacıyla şehir merkezine doğru yürüyüşe geçer. O esnada biri Şöhret Bacı’ya oğullarının da yürüyüşe katıldığını söyler.

RESÛLULLAH (S.A.V.)’İN YATAĞI

1 yıl önce

Hz. Aişe (r.anhâ)’ya Resûlullâh (s.a.v.)’in yatağının nasıl olduğu soruldu. O da:

  • “İçi hurma lifi dolu deridendi” diye cevap verdi.

Aişe (r.anhâ)’dan: Bana Ensardan bir kadın geldi. Resûlullâh (s.a.v.)’in yatağının katlanmış bir aba olduğunu görünce hemen gitti, bana içi yün dolu bir yatak gönderdi. Resûlullâh (s.a.v.) gelir gelmez:

  • “Bu ne ya Aişe?” dedi.

BÜYÜK CİHAD NEFİSLE YAPILANDIR

1 yıl önce

“Nefsini düşman bil! Zîra o bana düşmanlığından nâşî karşıma dikilmiştir.” (Hadîs-i Kudsi) Allah (c.c.) katında makbul ve hasta olup, Şerîat-ı Garrâ uyarınca nefis ile cihâd ve ona muhalefet eylemek cihâdı ekber oldu.

Dışarıdaki düşman ile cihâd eylemek zaman zaman vaki’ olur. Lâkin içerdeki düşman ile olan, nefs ile cihâd daimîdir..

Sayfalar